Üzerinden ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu.
Yazmaya başladığı anda bir dakika önce içini kemiren, bağıran, durmadan söylenen, suçlayan ve kesinlikle kötü niyetli ses ortadan kayboluyor, kendini yaptığı her şeyin tek suçlusuymuş gibi hissetmesine sebep oluyordu.
Oysa ki yalnız değildi. Her kelimesinde, içinden taşıp gelen o niyeti bozuk dürtülerin parmağı vardı.
Dünyaya anlam veremiyordu. Geçmişe baktığında o kadar çok şey değişmişti ki, ne kadar zaman geçtiğini anlaması gerçekten de imkansızlaşmıştı.
Çok değişmişti.
Ve insanlar gerçekten de hiç değişmiyordu.
Çoğu zaman sadece kendimizi ikna etmek adına davranışlarımızı bir süreliğine modifiye ettiğimizi, olmadıklarımız gibi “davranmayı” yüzleşmekten daha kolay bulduğumuzu biliyordu. İnsanoğlu güvenmediği tek canlı.
Elinde bir kaç fotoğraf vardı ve çok uzun zamandır içten içe, onları tam da gözüne sokacak ve canını acıtacak şekilde odasının her köşesinden görünen, özellikle de günün ilk ışıklarının vurduğu iki eli genişliğindeki çıkıntıya asmak istiyordu.
Pijamasının kolları omuzlarından sarka sarka ve zar zor ayağına geçirdiği topuğu aşınmış çorapları yerleri silerek odasından çıktı. Gözlerinin şişkinliğini salonda oturan ve şuanda tahammül edemeyeceği kadar yüksek sesle konuşan bir kaç tanıdık yüze göstermemek adına hızlı adımlarla mutfağa girdi. Kahve makinasından gelen fokurdama muhteşem zamanlamasını onayladığından yüzünde ufak bir gülümseme belirdi.
Dün geceye dair aklında kalanları derlemeye karar verdi kahvesinden aldığı ilk yudumla beraber ve yine bu ilk yudum ona kahveyi hiç sevmediğini ve güne kahvesiz başlayamayan insanları hiç de anlamadığını hatırlattı.
Kendini onun yerine koyuyordu.
Aynı mutfakta, hatırlamadığı bir süre önce, camın ışığı güzel esmer yüzünün sevdiği hatlarını ısıtırken, kahvesinden bir yudum aldığı ve dönüp o hissiz bakan kopkoyu gözleriyle, hiç konuşmadan bir çok şey anlattığı o sabahı hatırladı.
Çok güzeldi.
Erkekler için kullanıldığında kulağına hala biraz tuhaf geliyordu ama, güzeldi.
Düşündükçe, kendi hikayesinin kesinlikle bir ayrılık hikayesi olmadığına karar verdi. Ya da asıl konu bu olmamalıydı. Yine de o sevgi dolu sarılışlar, sahilde bitmek bilmeyen koşuşturmalar, gülüşler, aklından çıkmıyordu işte.
İnsanlar değişiyordu.
Ve insanlar gerçekten de hiç değişmiyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder